0

Teravih Namazının Fazileti, Teravih Namazı Nasıl Kılınır?

Teravih Namazı nasıl kılınır? Teravih namazı hükümleri nelerdir?

Teravih Namazının Fazileti, Teravih Namazı Nasıl Kılınır?

Ramazan-ı Şerif, rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır. Bu mübarek ayın gündüzlerini oruçla, gecelerini ise ibadetle ihya etmek, Rabbimizin rızasına vesile olan en kıymetli amellerdendir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in "Her kim Ramazan gecelerini inanarak ve sevabını umarak ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır" müjdesi, bu gecelerin kıymetini ne güzel ifade etmektedir. Ramazan ayına mahsus namazların en önemlisi olan teravih namazını, fıkhi hükümlerini, faziletlerini ve Ramazan gecelerinde kılınabilecek nafile namazları sizler için derledik.

Teravih Namazı

Ramazan-ı Şerif ayına mahsus namazlar içinde en önemli yeri kaplayan hiç şüphesiz teravih namazıdır. Teravih namazı, Ramazan-ı Şerif ayına mahsus, yirmi rekattan ibaret olup sünnet-i müekkededir. Bu namazı Resulullah (s.a.v) ile Hulefa-i Raşidin (r.a)devamlı kılmışlardır. Bu namazın cemaatle kılınması da bir sünneti kifayedir. Bu sebepten, bütün bir mahalle halkı cemaatle kılmayı bırakıp evlerinde kılacak olsalar, sünneti terk ile günahkar olmuş olurlar.

Teravih Namazına Ait Bazı Fıkhi Hükümler

  1. Mescidlerde teravih namazı kılındığı halde, bir özrü olmaksızın cemaati terk ederek bu namazı evinde kılan kimse, günahkar olmasa da fazileti terk etmiş olur. Hatta evinde cemaatle kılsa, cemaat sevabına nail olursa da, mesciddeki cemaatin faziletine nail olamaz. Çünkü mescidlerin fazileti daha fazladır.
  2. Teravih namazını kılacak kimsenin teravihe veya vaktin sünnetine veya gece namazına niyet etmesi ihtiyata daha uygundur. Sadece namaz kılmaya veya nafile namaza niyet edilmesi de birçok fıkıh alimlerine göre caizdir.
  3. Teravih namazını her iki rekatta bir selam vermek sureti ile on selam ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rekatta bir selam da verilebilir. Sekiz rekatta, on rekatta, hatta yirmi rekatta bir selam vermek sureti ile kılmak da caizdir. Fakat bu şekilde kılınması mekruhtur.
  4. Teravih namazı, iki rekatta bir selam verildiği zaman akşam namazının iki rekat sünneti gibi, dört rekatta bir selam verildiği takdirde de yatsı namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Cemaatle kılındığı zaman cemaat hem teravihe, hem de imama uymaya niyet eder. İmam da tekbirleri, tesmileri (semi’allahü limen hamide) ve kıraatleri aşikare (sesli olarak) yapar.
  5. Teravihin her rekatında on ayet okunması müstehabtır. Çünkü bu şekilde devam edilirse bir Ramazan-ı Şerif’te bir hatim yapılmış olabilir. Böyle bir defa hatim ile teravih namazı kılınması ise bir sünnettir. Bazı alimlere göre bu hatmin yirmi yedinci geceye, yani Kadir Gecesine tesadüf ettirilmesi müstehabdır.
  6. İmam için teravih namazının her iki rekatında eşit derecede kıraatte bulunmak ve selamları da eşit kısımlara ayırıp, mesela iki veya dört rekatta bir selam vermek daha faziletlidir. Çünkü böyle yapılması, ruhu düşünceden kurtarır.
  7. Teravih namazını kıldıracak şahsın güzel sesli olmasından çok, doğru okuyucu olmasına özen gösterilmelidir. Güzel ses, kalbi meşgul ederek tefekküre ve huşuya mani olabilir. Kıraatinde tecvid veya okuma hatası bulunan bir imamın mescidini bırakarak doğru dürüst okuyan bir imamın mescidine gidilmesinde bir sakınca yoktur.
  8. İmamın teravihte cemaati nefret ettirecek miktarda kıraatte bulunması uygun değildir. Ancak Fatiha’dan sonra okunacak ayetler bir sureden veya üç kısa ayet miktarından noksan olmamalıdır. Oturuşlarda da Tahiyyat’tan sonra Allahümme Salli ve Barik de terk edilmemelidir.
  9. Teravih namazını özürsüz olarak yere oturarak kılmak veya uykunun bastırmış olduğu bir halde kılmak mekruhtur. İmamın rükuya varmasına kadar oturup uymayı geciktirmek (imam ile birlikte tekbir almayıp imam rükuya giderken tekbir alarak imama uymak) da mekruhtur.
  10. Teravih namazının bir miktarı kılındıktan sonra imama uyan kimse, teravih namazı bitince kendisi noksan kalan rekatlarını tamamlar, sonra da vitir namazını kendi başına kılar. Uygun olan budur. Bununla beraber imam ile birlikte vitir namazını kılıp sonra teravih namazını tamamlamak da caiz görülmüştür.
  11. Yatsı namazında cemaati terk etmiş olan kimse teravih ve vitir namazlarında imama uyabilir. Bu sebeple bir kimse, imam yatsı namazını kıldırıp teravihe başlamış olduğu esnada mescide gelse evvela yatsı namazını kendi başına kılar, sonra teravih için imama uyar, eksik kalan rekatları da yine kendi başına kılar. Aynı şekilde teravih namazını imam ile kılmayan, vitir namazını imam ile kılabilir. Sahih olan görüş böyledir. Fakat imam da, cemaatte yatsı namazını cemaatle kılmamış olurlarsa yalnız teravih namazını cemaatle kılamazlar. Çünkü teravihin cemaati farzın cemaatine tabidir. Teravihin müstakil bir cemaatle kılınması, nafileler hakkındaki şer’i hükme uygun düşmez.
  12. İmam, teravih namazının, mesela ilk bir rekatını müteakip yanılarak oturup selam verdikten sonra yeniden iki rekat kılmadan geri kalan rekatlarını usulü dairesinde kıldıracak olsa bir görüşe göre namazı caiz olup yalnız o ilk iki rekatı kaza eder. Diğer bir görüşe göre geri kalan namazları da caiz olmaz. Hepsini kaza etmesi lazım gelir. Çünkü teravih bir namazdır, yapılan teşehhüdler ve selamlar yerinde vaki olmamış olur.
  13. Teravih, vaktin sünnetidir. Yoksa orucun sünneti değildir. Bu sebeple, hasta veya seferi kimse gibi o anda oruç tutmakla mükellef olmayanlar için de teravih namazını kılmak sünnettir.

Akşamüstü hayızdan veya nifastan kurtulan bir müslüman kadın veya yeni müslüman olan bir kimse hakkında da o gece teravih namazını kılmak sünnettir.

Teravih Namazının Fazileti Hakkında Hadis-i Şerifler

Hazreti Ebu Hureyre (r.a) diyor ki: “Peygamber Efendimiz (s.a.v) ashabını farz olduğunu emretmeksizin teravih namazını kılmaya teşvik eder ve; ‘Her kim Ramazan-ı Şerif ayının gecelerini inanarak ve alacağı mükafatı umarak ihya ederse (teravih namazını kılarsa) geçmiş günahları bağışlanır’ buyururdu.”

Hazreti Abdurrahman İbn-i Avf’dan (r.a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: (Ramazan-ı Şerif ayı) öyle bir aydır ki, Allahü Teala (c.c) o ayının orucunu üzerinize farz kıldı. Ben de onun kıyamını (gecelerini teravih veya başka ibadetle ihya etmeyi) sünnet kıldım. Kim, faziletine inanarak ve alacağı mükafatını Allahü Teala’dan (c.c) umarak orucunu tutup, gecelerini (teravih veya başka ibadetle) ihya ederse anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenmiş olur.”

Kurtubi tefsirinde zikredildiğine göre Hazeti Ömer’in (r.a) Teravih namazı hakkında “Bu ne güzel bidattır” diye buyurması, Peygamber Efendimiz (s.a.v) teravih namazı kıldıysa da bazen terk etmiş olmasından dolayıdır. Nitekim: Hazreti Aişe (r.a) rivayet etmiştir: “Resulullah (s.a.v) bir gece, gecenin ortasında çıktı da mescidde namaz kıldı. Bir takım insanlar da onun namazına uyup beraberinde namaz kıldılar. Sabah olunca, insanlar geceleyin Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) mescidde namaz kıldırdığını konuştular. Bu haber yayılınca ertesi gece, birinci gecekilerden daha çok insan toplandı ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) beraberinde namaz kıldılar. Sabah olunca, insanlar bunu yine aralarında konuşup yaydılar. Üçüncü gecede mescid halkı iyice çoğaldı. Resulullah (s.a.v) yine çıkıp namaz kıldı. İnsanlar da onun namazına uyup namaz kıldılar. Dördüncü gece mescid, toplanan insanları almaktan aciz oldu. (Resulullah (s.a.v) o gece namaza çıkmadı.) Nihayet sabah namazını kıldırmak için çıktı. Sabah namazını kılınca yüzünü cemaate karşı yöneltti ve hutbe başlangıcı olarak şehadet kelimelerini söyledi. Sonra, ‘Emma ba’d (bundan sonra) diye başladığı hutbesinde namaza çıkmamasının sebebini şöyle açıkladı: ‘Şu muhakkak ki, sizin mescidde toplanmanız bana gizli olmamıştır. Şu kadar ki, gece namazı üzerinize farz kılınır da sonra onun edasından aciz kalırsınız diye korktum’ buyurdu.”

Ez-Zühri (k.s) buyurdu ki: “Nihayet Resulullah (s.a.v) vefat etti. Ramazan-ı Şerif namazı, evlerde kılınmak üzere devam edip durdu.”

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) vefatından sonra teravih namazının farz olma korkusu ortadan kalktığı için Hazreti Ömer (r.a) insanları teravih namazı için toplamış ve bundan dolayı (نِعْمَ الْبِدْعَةُ هَذِهِ) “Bu ne güzel bidattır (icattır)” buyurmuştur.

Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v) bunu yaptığı için bunun sünnette aslı vardır. Ayrıca Hulefa-i Raşidin’in işleri de sünnet sayıldığından bu, insanların anladığı manada (sünnette aslı olmayan) bir bidat (sonradan uydurulan bir şey) değildir.

Hazreti Osman (r.a) Hazreti Ömer’den (r.a) sonra mescidlerde toplu olarak teravihe devam etmiş ve (نَوَّرَ اللهُ قَبْرَ عُمَرَ كَمَا نَوَّرَ مَسَاجِدَنَا) “Ömer (r.a) bizim mescidlerimizi nurlandırdığı gibi Allahü Teala’da (c.c) onun kabrini nurlandırsın” buyurmuştur.

30 Teravih Namazının Fazileti

Hazreti Ali’den (r.a) rivayet edilmiştir: Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) Ramazan-ı Şerif ayında kılınan teravih namazının fazileti soruldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v):

  • Mümin, birinci gece annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından çıkartılır.
  • İkinci gece, kendisi ve anne babası mümin iseler mağfiret olunur.
  • Üçüncü gece, arşın altında bir münadi ‘Amel temizlendi, Allahü Teala (c.c) senin geçmiş günahlarını affetti’ der.
  • Dördüncü gece, dört kitabı okuyarak sevap kazananın sevabı kadar sevap verilir.
  • Beşinci gece, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksa’da namaz kılanların sevabı verilir.
  • Altıncı gece, Beyt-i Mamur’u tavaf edenlerin sevabı verilir. Her taş ve her tuğla ona istiğfar eder.
  • Yedinci gece, sanki Hazreti Musa’ya (a.s) yetişmiş ve ona Firavun’a karşı yapmış olduğu mücadelede yardım etmiş sevabı verilir.
  • Sekizinci gece, Hazreti İbrahim’e (a.s) verdiğini verir.
  • Dokuzuncu gece, sanki Peygamberimiz’in (s.a.v) ibadeti gibi ibadet etmiş kabul edilir.
  • Onuncu gece, dünya ve ahiretin en hayırlı rızkı ile rızıklandırılır.
  • On birinci gece, dünyadan günahsız olarak çıkmayı kazanır.
  • On ikinci gece, yüzü ayın on dördü gibi parlayan bir hale gelir.
  • On üçüncü gece, kıyamet günü her türlü kötülüklerden emin olarak getirilmeyi kazanır.
  • On dördüncü gece, kıyamet günü melekler hakkında ‘teravih kıldı’ diye şahitlik yaptıklarından Allahü Teala (c.c) onu hesaba çekmez.
  • On beşinci gece, melekler, arş ve kürsinin hamilleri (taşıyıcıları) o kimseye istiğfar ederler.
  • On altıncı gece, Allahü Teala (c.c) ona cehennemden kurtulup cennete girme beraati yazar.
  • On yedinci gece, peygamberlerin sevabınca verilir.
  • On sekizinci gece, bir melek, ‘Allahü Teala (c.c) senden ve anne-babandan razı oldu’ der.
  • On dokuzuncu gece, Firdevs cennetindeki derecesi yükseltilir.
  • Yirminci gece, şehit ve salihlerin sevabı verilir.
  • Yirmi birinci gece, Allahü Teala (c.c) cennette onun için nurdan bir ev yapar.
  • Yirmi ikinci gece, kıyamet günü her türlü sıkıntı ve üzüntüden emin olarak getirilir.
  • Yirmi üçüncü gece, cennette kendisine bir şehir bina edilir.
  • Yirmi dördüncü gece, kendisi için on dört tane müstecap dua verilir.
  • Yirmi beşinci gece, kabir azabı ondan kaldırılır.
  • Yirmi altıncı gece, Allahü Teala (c.c) ona kırk yıllık ibadet sevabı verir.
  • Yirmi yedinci gece, sıratı şimşek gibi geçer.
  • Yirmi sekizinci gece, onun cennetteki derecesi bin derece yükseltilir.
  • Yirmi dokuzuncu gece, bin tane kabul olunmuş hac sevabı verilir.
  • Otuzuncu gece, Allahü Teala (c.c) ‘Ey kulum! Cenneteki meyvelerimden ye, selsebilden yıkan, kevserden iç. Ben senin Rabbinim, sen de benim kulumsun’ der.”

Tarih: 14 Şubat 2026
BAĞIŞ YAP